ŞEHRİ GEZERKEN
Ya Üç şerefeli, ya Eski Cami,
Ya Sultan Selim, ya Sultan Süleyman,
Geziyorum burda sabahtan beri,
Sürüklüyor beni tarih ve zaman.
Boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan...
Sanki her şey birden unuttu beni;
Asesler geliyor işte arkamdan,
Kovalıyor beni bir yeniçeri.
Kaçıyorum, şurda ulu bir çınar,
Ötede yolumu kesen bir konak;
Ne tarafa gitsem beni kovalar,
Ucu topuğuma değen bir mızrak.
Nereye yönelsem, kime sığınsam
Kafesler örülü, kapılar kilitli.
Bir mescit, önünde yaşlı bir imam,
Kapıyı çekince o da seğirtti.
Şurası bir terzi, şurası berber,
Şurası bir fırın, şurası kapan.
Bu kadar ahali nereye gider?
Nerede saklanır bu kadar insan?
Şurası havuzlu kahvehaneydi,
Burada sohbetler, sazlar olurdu.
Buraya gelince dizim kesildi,
Ben durdum, arkamda bir ayak durdu.
O zaman öğrendim: Meğerse Hünkar
Gelirken, görmeye çıkmış Edirne;
Şehri gözetleyen karakulluklar,
Arkamdan soruyor: “Burda işin ne? ”
Yavaşça arkama döndüm o zaman,
Omuzumda gördüm bir bildik eli.
Ansızın silkindim derin hulyadan,
Ben, tarihte eski bir Edirneli.
Ahmet Kutsi Tecer
Sarıl, Sarmaşık Sarı Gülüm | ||
| Bir gül yaprağı değil misin sen? Sen de geçeceksin... Bahar yağmurları dökülecek gözlerinden, Dineceksin... Kanatlarımdan kopan bir tüy gibi Yere ineceksin... Bir gökkuşağı uzanacak benden, Bineceksin... Eteklerinde yıldızlar olacak, Yürüyeceksin... Sorularının yanıtı olacak bir bakış, Seveceksin... "Yaklaş" diyeceğim gecenin bir yerinden, Sesim yankılanacak koridorlarda, Ürpereceksin... Göz kapakları açılacak ağır ağır yüreğinin... "Yaklaş" diyeceğim taa derinden, Gönlümün koridorlarına gireceksin. Yaklaş ey sevgili... Yaklaş, en güzel aşk... Sarıl, sarmaşık sarı gülüm... Pencereler olacak taş duvarlarda Her birinde değişik manzaralar... Her gün başka sen Değişik durumlarda... Yürü, sen başkasın Oyalanma küçük mutluluklarla. Yaklaş...Yaklaş...Biraz daha, Bak ne söyleyeceğim kulağına Konuşmasan da olur Yavaşça aralansın dudakların Yaklaş, su sızmasın aramızdan Sırılsıklam olalım terden... Sen ve ben her şey olalım bu gece... Geçelim kendimizden... Fısılda, aralansın dudakların, Bir gül yaprağı değil misin sen?... Yaklaş ey sevgili...Yaklaş... Sarıl, sarmaşık sarı gülüm... | ||
İlhan İrem
MAVİ GÖZLÜ DEV
MAVİ GÖZLÜ DEV
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
Nazım HİKMET
Seni Seviyordum
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri
SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...
Güldüğü zaman yukarıya bakardı;
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...
Ne güzeldiler sen bilmiyordun...
BEN SENİ SEVİYORDUM...
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu, çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun,
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk...
Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...
Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...
Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları
Derken bir gün uzaktan gördüm seni...
Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı
Kalbimi acıttı her zamanki gibi...
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...
İclal Aydın
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı BağlantıMONA ROSA
MONA ROSA | |
|
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona |
Sezai KARAKOÇ |
Sarıl, Sarmaşık Sarı Gülüm