edebiyat17

74. Türk Dil Bayramı 26 Eylül salı günü kutlanacak

22/9/2006 -Kategori: haber

TÜRK DİL BAYRAMI (26 Eylül)

İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932’de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde dil ve tarih, Atatürk’ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara “Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?” diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine “Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.” diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.

Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

davası Danıştay’da görüşülecek

22/6/2006 -Kategori: haber

davası Danıştay’da görüşülecek

Danıştay, Nâzım Hikmet’in Türk vatandaşlığından çıkarılmasıyla ilgili davanın esastan görüşülmesine Başbakanlık tarafından yapılan itirazı reddetti. Böylece Nâzım Hikmet’in vatandaşlık davası Danıştay’da esastan görüşülebilecek.

NTV
Güncelleme: 20:48 TSİ 09 Haziran 2006 Cuma

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Atatürk'ün milletini sevdiği söylenemezmiş!

22/6/2006 -Kategori: haber

Atatürk'ün milletini sevdiği söylenemezmiş!

Geçen hafta Emin Çölaşan yazmıştı: İlköğretim ikinci sınıflar için hazırlanan hayat bilgisi test kitapçığında öğrencilere, "Hayvanları koruma günü ne zaman kutlanır?" diye soruluyordu... Doğru yanıt da 10 Kasım'dı!

Sevgili Çölaşan bu yazısının sonunda, "Küçücük beyinlere böyle ince mesajlarla hangi fikirlerin pompalandığını iyi görünüz" diyordu...

Dün de benim elime 16 Nisan 2006 tarihli ZAMAN Gazetesi'yle birlikte satılan OKS Deneme Sınavı kitapçığı geçti... Bu kitapçıktaki Türkçe Testi'nin 19'uncu sorusu aynen şöyle:

"Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar; eğitim alanında da ulusumuzun çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir.

Bu parçaya göre, Atatürk için aşağıdakilerin hangisi söylenemez?

A) Eğitim alanında yeni bir anlayış oluşturduğu

B) Devlet idaresinde büyük işler yaptığı

C) Milletine karşı büyük bir sevgi duyduğu

D) Askeri alanda da önemli bir noktada olduğu"

***

Tahmin edin bakalım; Atatürk için hangisi söylenemezmiş?

Bir hafta sonra verilen cevap anahtarına göre, doğru yanıt "C" şıkkı...

Yani Atatürk'ün "milletine karşı büyük bir sevgi duyduğu..."

Parçaya göre yanıt doğru!

Ama adama sormazlar mı, "Milletini sevmeyen bir lider neden eğitim alanında yeni bir anlayış oluştursun? Neden devlet idaresinde büyük işler yapsın? Neden ulusunun çağ değiştirmesini sağlasın?" diye...

Sormazlar... Onlar da "ince ince" işlemeye, gelecekte bu ülkeyi yönetecek beyinlere Atatürk antipatisi "aşılamaya" devam ederler!

Neden tüm değerlerle tek tek oynuyorlar?
Yukarıda çocuklara yönelik "ince" çalışmalardan söz ettim. Peki; değerlerimizi "karalamak, küçültmek" isteyenler, sadece "geleceğin büyüklerini"mi hedef alıyor?

Elbette, hayır!

AKP Diyarbakır Milletvekili Doç. Dr. Aziz Akgül geçen hafta sürpriz bir kanun teklifi vererek, Türk Bayrağı dışında ay-yıldızın kullanımında, ayın açıklığının sol yöne bakmasını önerdi...

Son örnek de 23 Nisan törenlerinde TBMM Başkanı Bülent Arınç'tan geldi. Hani 23 Nisan'larda çocuklar Başbakan'ın, Meclis Başkanı'nın, bakanların, valilerin, belediye başkanlarının koltuğuna oturtulurlar ya... O da kendi koltuğuna, akranları Avrupa Birliği'nde milletvekili olan 21 yaşındaki imam hatip liseli bir genci oturttu. Sonra da askerlik yaşındaki bu gençten "çocuk" diye söz etti.

Diyeceksiniz ki "Ne var bunlarda?"

Hiçbir şey yok!

Zaten bütün mesele de bu...

"Hiçbir şey yokmuş" gibi görünen "ince ve masum operasyonlar"la, daha düne kadar "doğru" kabul ettiğimiz, önünde saygıyla eğildiğimiz tüm değerler yıpratılıyor, içi boşaltılıyor, anlamsız hale getiriliyor.

Böylece "geçmişinden koparılmış", "hedefleri elinden alınmış", "savunma gücü kırılmış", "kafası karışmış" dirençsiz bir toplum yaratılıyor.

Hâlâ "Ne var bunda"mı diyorsunuz?

O zaman benim de size söyleyecek sözüm yok!

Bari 6-7 yaşındaki çocuklara da önümüzdeki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinde "kule" kurdurtun, onları "ateş çemberleri"nden geçirtin de haksızlık olmasın!

Kaynak: vatan gazetesi

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı