edebiyat17

TDE ARAŞ. ve ÖĞR. MET. ELEŞTİRİ METNİ İNCELEMESİ

2/7/2007 -Kategori: makale

Önce Göz Ölür

severken seni sürükleniyor hayat

sızıyor çatlak bir duvardan, gizleniyor

kemikleşmiş bir soğuk

kırma yakalı

büyük adamlarla kuş kovalayan

oğlanlar arasında



ölmüş bir kralın cinayetlerini

unutacak kadar bağlıyım sana, ipek kordonla

arap bir uşağın önünde

hint topu kadar sert, hint topu kadar

suratsız ihtiyarların sesi değmiyor ağaçlara



düşmüyor hiçbir dağa, ovaya

altı metrelik çukurlar kazıyorum

toprak ve kanla örtüyorum kalçalarını

bıçak sırtı kalınlığında…

sürükleniyor hayat, aktıkça taşıyor hiçbir yere



severken seni duruyor zaman

kahverengi bir sevinç hırpalanıyor gözlerinde

durgun suyun akışı tanıklık ediyor

aşk yalansa her şey yalan” diyen

bir çocuğa inanarak;



kral taklidi yapacağım bu gece

ve atım ahırda hep hazır bekleyecek

(Şakağına Daya Beni’den)















EDEBİYAT ARAŞTIRMA VE ÖĞRETİM METOTLARI

ELEŞTİRİ METNİ İNCELEMESİ



ŞAKAKTAKİ ZONKLAMA”

MAHMUT TEMİZYÜREK

VİRGÜL DERGİSİ SAYI 84 SAYFA 62,63

DENİZ DURUKAN

ŞAKAĞINA DAYA BENİ

Yasakmeyve Yayınları, 2005, 61 s.



ERHAN AYAZ

çanakkale 2007

 


 

METİN DIŞI ETKENLER

Metnin işlevi, eleştirmenin özellikleri,metnin yer aldığı yayın organı metin dışı etkenler olarak adlandırdığımız ölçütü oluşturmaktadır.


Metnin İşlevi: metnin işlevini belirlemek amacıyla yapılan sözeylem incelemesinde metinde yer alan sözeylemler şöyle sıralandırılmıştır: açıklama: 8 defa; karşılaştırma: 2 defa; alıntı: 6 defa; anlatma: 6 defa; değerlendirme: 5 defa; belirleme: 1 defa; kendi görüşünü bildirme: 1 defa

Metinde baskın çıkan sözeylem karşılaştırmalar ve değerlendşrmelerdir. Anlatma, temellendirme ve kendi görüşlerini bildirmeye az yer verilmiştir.


Eleştirmenin özellikleri: 1955 yılında Sivas'ın Kümbet köyü'nde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, orta öğrenimini Ankara'da yaptı. A.Ü.Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikoloji bölümünü bitirdi. Birçok ansiklopedi, dergi ve gazetelerde çalıştı. Halen Ankara'da Başkent Üniversitesi'nde basın danışmanlığını yapıyor. Şiir, deneme ve eleştiri yazıları Akatalpa, Defter, Edebiyat Dostları, Edebiyat ve Eleştiri, Evrensel Kültür, İnsan, Kum, Patika,Varlık, Yarın, Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlandı.
Her zaman insanlık durumlarına vurgu yapan, kimi zaman ironik, ama her zaman coşkulu bir iç dökme, alabildiğine yakıcı ve kırılgan bir ses tonu ile bireysel deneyim ve gözlemlerini içeriğine dayanak yapan; alegori, simge ve benzetmeleri dengeli kullanan, şiirin halk kaynaklarından da yararlanan dize bilincine sahip ufku açık tutkulu şiirler yazıyor Temizyürek.


Yayın organı: Eleştiri metni bir yazın ve sanat dergisi olan Virgül'de yayınlanmıştır. Bu dergi dar bir okur kitlesine yöneliktir. Derginin okurları genelde yüksek öğrenim görmüş veya görmekte olan kişilerdir.


BÜYÜK ÖLÇEKLİ YAPI


Metnin biçimsel ve anlamsal yapısını inceleyerek büyük ölçekli yapının özelliklerini belirleyebiliriz.


Metin Kurgusu: Metnin bir başlığı var. Metin, giriş-gelişme-sonuç bölümü olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Başlık ve metindeki bölümler şu özellikleri taşıyor:


Başlık: Metnin başlığı ”şakaktaki zonklama” metnin içeriği ile dolaylı, duygu yüküyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak eleştirmen metni temasına daha uygun bir başlık da seçebilirdi. Başlık, bu yönüyle çok da göze çarpıcı görünmemektedir. Fakat yine de okurun dikkatini yazıya yöneltme işlevini taşıyor.


Giriş Bölümü: Metnin en uzun bölümü giriş bölümüdür. Dört paragraftan oluşuyor. Eleştirmen yazının başında şiirde yer alan yeni bir akımdan bahsediyor. Bunu anlatabilmek için rock müziğin kimi aktörlerinden bahsetme gereği duyuyor. “Şiirde yeni bie durum var; bunu anlatabilmek için rock müziğin kimi aktörlerinden yararlanmak zorundayım. Örneğin Jimi Hendrix'in ortaya çıkışından...” Daha sonra eleştirmen bu akımın Türkiye'deki yankılarından bahsetmektedir. “Türkiye'de geç yankılandı bu akım; belki ilk ve büyük temsilini Can Yücel'in kimi şiirlerinde(örneğin “Sevgi Duvarı”nda ) bulmuştu. Ama çoğalmadı, derinleşmedi bu dalga. Buna karşın, geç yankı diyebileceğimiz bir karşılığını kadın şairlerin şiirinde görmek gerçekten ilginç. Lale Müldür'ün, Birhan Keskin'in şiirinde rock müziği motiflerine yatkın ses ve anlamlar vardır. İki şair de daha temsilinden söz edebiliriz bu yaklaşımın: Küçük İskender ve Enis Akın...”

Eleştirmen bu bölümde okuru içerik hakkında detaylı olarak bilgilendirerek konuya, başarılı bir şekilde, hazırlamaktadır.

Gelişme Bölümü: Bu bölümde eleştirmen giriş bölümünde belirtmiş olduğu akımın Deniz Durukan'ın “Şakağına Daya Beni” adlı şiir kitabındaki yansıyış biçimini ele almaktadır. “Bu sesleri güçlü biçimde duyanların en yenisi ise Deniz Durukan. Şakağına Daya Beni adlı şiir kitabı, betimlemeye çalıştığımız özelliklerin bir temsili. Durulan ile birlikte klasik rock şarkılarının ve Beat kuşağı şairlerinin nihilist aşkınlığı bir daha taşınıyor şiire...”

Daha sonra eleştirmen Durukan şiirlerinin sessel, biçimsel ve imgesel açıdan, yapmış olduğu alıntılar ve değerlendirmelerle, gözler önüne seriyor. Deniz Durukan'ın şiirlerindeki ironi, eril ve dişil unsurlar belirtiliyor.

Bu bölümde eleştirmen konuya uygun olarak yapmış olduğu alıntı, yaklaşım ve değerlendirmelerde başarılıdır. Ancak alıntıların az olması okuru konu hakkında yeterince doyurmamaktadır.

Önümüzde bu yaklaşımları görüp anlayabileceğimiz örnek bir şiirin verilmemesi, alıntıların sadece mısralarla geçiştirilmesi yazının eksik bir yönüdür.


Sonuç Bölümü: Eleştirmen sonuç bölümünü oldu bittiye getirmiş, işlenmiş olunan konular tam bir neticeye bağlanmamıştır. Bu bölüm tek paragraftan oluşmaktadır. “Deniz Durukan'ın ilk kitabının, çok az betimleyebildiğim özgün yönelişi selamlamamak nekeslik olur”


İçerik Bileşenleri: Eleştiri metni üzerinde ağırlıklı olarak yapıt ve dahil olduğu akım üzerinde durulmaktadır. Metinde yer alan içerikler ise şunlardır: Yapıtın dahil olduğu akım, bu akımın dünyada ve Türkiye'deki yankıları; Deniz Durukan'ın şiirlerindeki yansımaları; şiirlerin sessel, imgesel açıdan değerlendirmesi, yapıtla ve yazarla igili değerlendirme.


ÜST DİL / NESNE DİL KULLANIMI

Üst-dil ve nesne-dil kullanımını icelerken önce yazın bilim terimleri, sonra da üst-dil ile nesne dil üzerinde duracağız.


Bilgi birikimi gerektiren terimler: ritm, atonol, nihilist, dişi, eril, ironi, negatif, nekeslik, lirizm, argo, ütopyo, sarkastik...


Gündelik dilde kullanılan terimler: şiir, müzik, melodi, müzisyen, ses, çoğul, şair, benlik, özgün...


Üst-dil / Nesne-dil İlişkisi: Eleştiri metninde dil ile üretilmiş yazınsal yapıt, dil aracılığıyla açıklanmakta ve değerlendirilmektedir. Eleştiri yazısı metin üzerinde oluşturulan bir metindir. Bu nedenle eleştiri metninde üst dil kullanımı vardır.

Eleştirmen yapıta ilişkin açıklama ve değerlendirmelerde incelediği yapıttan alıntılar yaparak

nesne-dil kullanıyor. Metinde nesne dil kullanılan yerler tırnak içine alınarak belirtilmiştir.


BİÇEM


Metinde kullanılan dilsel öğelerle ilgili incelemede ilk üzerinde durulacak konu eleştirmenin anlatım tutumudur.


Eleştirmenin Anlatım Tutumu: Eleştirmen anlatımını I. Tekil şahısı kullanarak yapmıştır. Anlatımda kendisi ön plandadır. Değerlendirme kısımlarında I. Çoğul şahıs kullanımı görülmektedir. Anlatımına sık sık devrik tümce kullanıma başvurarak ahenk unsurunu da katıyor. Tümceler genellikle kısa tutulmuş böylece eleştirmen akıcı bir anlatım yakalamış. Metinde tekrar eden tümcelerde adıllar kullanılmış. Böylece eleştirmen göz ve kulak zevkine hitab etmiş.



I. Tekil kişiyi gösteren ek ve sözcüklerin kullanımı: Eleştirmen metnin anlatımında genel olarak 1. tekil kişi kullanımına ağırlık vermiştir. Kendi değerlendirmelerini yaparken ve genel anlamda bilgi nahiyeti taşıyan tümceler de bu dilsel öğeyi kullanmıştır.” Şiirde yeni bir durum var; bunu anlatabilmek için rock müziğin kimi aktörlerinden yararlanmak durumundayım”


I. Çoğul kişiyi gösteren ek ve sözcüklerin kullanımı: Eleştirmen değerlendirme mahiyeti taşıyan tümcelerde bu dilsel öğenin kullanımı görülmektedir. Eleştirmen değerlendirme konusunda kendini arka planda tutmuştur.


Söz Dizimsel Düzlemle ilgili Biçimsel Öğeler: Eleştirmen anlatımında devrik tümceler kullanarak ahengi sağlamıştır. “Duygusunu işleyişinde tutarlı bir şair Durukan.” “Şakağın zonklayışı duygusu

var şiirinde.” Tekrar eden tümceler de ise adıllar kullanılmıştır.” Bir çok insan Jimi Hendrix gibi gitar çalıyor olabilir; ama onun duyulmaya başladığı...”


Kullanılan Dil: Metinde yer alan tümceler dilbilgisel ve anlamsal açıdan tutarlı bir şekilde kurulmuştur. Bu da okurun metni kolaylıkla anlamasına katkı sağlamaktadır. Ancak dipnotların olmaması ve yabancı dilden gelen terimlerin kullanılması metnin anlaşılırlığını bozmaktadır.

...kaos içindeki öznenin acı çığlığı” “... özgün yönelişini selamlamamak nekeslik olur.” “...dişil seste ise son otuz yılda gelişen kadın hareketinin...” “sınıra varmış nevrotik bir gerilim”

Metinde dilsel bir öğe olan ayraçlar kullanılmıştır. “Türkiye'de geç yankılandı bu akım; belki ilk ve büyük temsilini Can Yüvel'in kimi şiirlerinde (örneğin “sevgi duvarı”nda) bulmuştu.” “Sınıra varmış nevrotik bir gerilim, yüklü bir keder onu dengelemeye çalışan bir ironi dolaşıyor bu seslerde ([K]ır beni! / Çünkü bu kara delik / Kutsuyor bu böcekleri”)


ELDE EDİLEN VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ


Metnin ana amacı incelenen kitabı okura tanıtmaktır. Ancak incelenen şiir kitabından tek bir şiir bile örnek olarak alınıp okura tanıtılmamıştır. Şiirlerden yapılan alıntılar mısralarla sınırlı kalmıştır. Bu bakımdan yapılan değerlendirmeler havada kalmıştır. Kitabın bütününü anlatayım derken sadece şairin tarzını yansıtmakla sınırlı kalmıştır. Oysaki bu yazıda eleştirmenin amacı şairi değil şiir kitabını tanıtmaktı.

Büyük ölçekli yapıda giriş bölümü gereğinden uzun , sonuç bölümü de gereğinden kısa tutulmuştur. Hatta sonuç bölümü hiç kullanılmamıştır.

Tümceler kısa tutulmuş ve akıcılık sağlanmıştır. Eleştirmen tekrar eden tümcelerde adılları kullanmış böylece aynı sözcüğü iki kez kullanmayarak yine akıcılığa katkıda bulunmuştur. Anlatımda devrik tümceler kullanarak yalınlıktan uzaklaşmıştır. Metinde dilsel, öğelerden ayraç kullanımına ağırlık vermiştir.

Bilgi birikimi gerektiren terimler kullanılmış, dipnotlara yer verilmemiş, okurun bunları bildiği var sayılmıştır.


 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BİR GÜN EDİRNEYE GELİRSEN

çııÖÖçşıÜüBİR GÜN EDİRNEYE GELİRSEN (6451 Hit)

Bir gün Edirne’ye gelirsen eğer,
Beni bulamazsan hiçbir tarafta,
Bari ayağını çabuk tutuver,
İnan, bekliyorum seni Arafta.

Ne sağa, ne sola kımıldamadan;
Bana sensiz cennet bile cehennem.
Cennete giremem orada yoksan
Cehenneme ise gitmek istemem.

Eğer oyalarsa seni Edirne,
İstemezse gönlün ayrılmak oradan,
İnansam beni de özlediğine,
Ben de Edirne’ye dönerdim, inan.

 

Ahmet Kutsi Tecer

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

6/5/2007 -Kategori: siir

ŞEHRİ GEZERKEN

Ya Üç şerefeli, ya Eski Cami,
Ya Sultan Selim, ya Sultan Süleyman,
Geziyorum burda sabahtan beri,
Sürüklüyor beni tarih ve zaman.

Boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan...
Sanki her şey birden unuttu beni;
Asesler geliyor işte arkamdan,
Kovalıyor beni bir yeniçeri.

Kaçıyorum, şurda ulu bir çınar,
Ötede yolumu kesen bir konak;
Ne tarafa gitsem beni kovalar,
Ucu topuğuma değen bir mızrak.

Nereye yönelsem, kime sığınsam
Kafesler örülü, kapılar kilitli.
Bir mescit, önünde yaşlı bir imam,
Kapıyı çekince o da seğirtti.

Şurası bir terzi, şurası berber,
Şurası bir fırın, şurası kapan.
Bu kadar ahali nereye gider?
Nerede saklanır bu kadar insan?

Şurası havuzlu kahvehaneydi,
Burada sohbetler, sazlar olurdu.
Buraya gelince dizim kesildi,
Ben durdum, arkamda bir ayak durdu.

O zaman öğrendim: Meğerse Hünkar
Gelirken, görmeye çıkmış Edirne;
Şehri gözetleyen karakulluklar,
Arkamdan soruyor: “Burda işin ne? ”

Yavaşça arkama döndüm o zaman,
Omuzumda gördüm bir bildik eli.
Ansızın silkindim derin hulyadan,
Ben, tarihte eski bir Edirneli.

 

Ahmet Kutsi Tecer

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

21/4/2007 -Kategori: siir

Sarıl, Sarmaşık Sarı Gülüm
Bir gül yaprağı değil misin sen?
Sen de geçeceksin...
Bahar yağmurları dökülecek gözlerinden,
Dineceksin...
Kanatlarımdan kopan bir tüy gibi
Yere ineceksin...
Bir gökkuşağı uzanacak benden,
Bineceksin...
Eteklerinde yıldızlar olacak,
Yürüyeceksin...
Sorularının yanıtı olacak bir bakış,
Seveceksin...
"Yaklaş" diyeceğim gecenin bir yerinden,
Sesim yankılanacak koridorlarda,
Ürpereceksin...
Göz kapakları açılacak ağır ağır yüreğinin...
"Yaklaş" diyeceğim taa derinden,
Gönlümün koridorlarına gireceksin.
Yaklaş ey sevgili...
Yaklaş, en güzel aşk...
Sarıl, sarmaşık sarı gülüm...
Pencereler olacak taş duvarlarda
Her birinde değişik manzaralar...
Her gün başka sen
Değişik durumlarda...
Yürü, sen başkasın
Oyalanma küçük mutluluklarla.
Yaklaş...Yaklaş...Biraz daha,
Bak ne söyleyeceğim kulağına
Konuşmasan da olur
Yavaşça aralansın dudakların
Yaklaş, su sızmasın aramızdan
Sırılsıklam olalım terden...
Sen ve ben her şey olalım bu gece...
Geçelim kendimizden...
Fısılda, aralansın dudakların,
Bir gül yaprağı değil misin sen?...
Yaklaş ey sevgili...Yaklaş...
Sarıl, sarmaşık sarı gülüm...

 

İlhan İrem

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MAVİ GÖZLÜ DEV

22/3/2007 -Kategori: siir

MAVİ GÖZLÜ DEV

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.

Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..


Nazım HİKMET

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı